12 Nisan 2019 Cuma

Ölümsüz - Vassilis Vassilikos

Arka Kapak
*
Vassilis Vassilikos, 1934 yılında Yunanistan'ın Kavala kentinde doğdu. Çocukluğu ve ilk gençliği Selanik'te geçti. İlk Kitabı ''Jason'un Öyküsü'' 1953 yılında yayımlandı. Bunu, 1956'da çıkan ''Barışın Kurbanları'' ile üç ayrı öykünün anlatıldığı ''Üçlü'' (1961) izledi. Üçlü ile Vassilikos, Yunanistan'ın en büyük roman ödülü olan ''12'er Ödülü''nü kazanan en genç yazar oldu. 1964'te ''Amerika Mitolojisi'', 1966'da röportajlarından oluşan ''Duvarların Dışında'', 1967'de de ''Ölümsüz'' (Z) adlı ünlü romanını yayımladı. Yunanistan'da Albaylar Cuntasından önce Karamanlis'in başbakanlığı döneminde ılımlı bir solcu olan milletvekili Lambrakis'in öldürülmesi olayını ve genç bir sorgu yargıcının dirençli sorgulaması sonucu bu öldürülme olayının devlet güçlerinin kesin bir komplosu olduğu gerçeğini ustaca romanlaştıran Vassilikos, bu romanıyla dünya çapında ün kazandı. Bilindiği gibi, bugün Yunanistan'ın yeni seçilen Cumhurbaşkanı, bu cinayet olayının sorgulamasını yapan o zamanların genç sorgu yargıcıdır. Bu roman, ünlü Yunanlı yönetmen Kosta Gavras tarafından sinemaya da uyarlandı ve filmin başrollerini Yves Montand, Jean-Louis Trintignant ve İrene Papas paylaştılar. 1967 yılında, yurt dışındayken Albaylar Cuntası'nın yönetime el koyduğunu öğrenen Vassilikos, Fransa'ya yerleşti ve Cunta devrilip ülkesine demokrasi yerleşene kadar da Paris'te yaşadı. Daha sonra ''Fotoğraflar'' ve ''Zıpkın'' adlı öykülerini biraraya getiren ''Lunik II'' ve ''Hikğmdarlar'' adlı kitapları yayımlanan Vassilis Vassilikos'un ünlü ve yeniden güncellik kazanan romanı ''Ölümsüz''ü Aydın Emeç'in Türkçesiyle sunuyoruz.



''..Ölüler konuşmaz. Sırtlarında ölümün güzelliği, hiçbir ilkbahar ve tomurcuklarının bize açıklayamayacağı sırları birlikte götürürler. Soğuyan kemiklerin çevresinde oluşan tuz gibi, yapılamayan açıklamalar, boğulup giden savunmalar, muhtıralar, yetki itirazları, yargılama yöntemleri, olayların yorumuyla kabardıkça kabaran toprak..'' (Sayfa: 43)
*
''..İnsanoğlunun acılarının, bireyin çabasıyla geçmeyeceğine sonunda inanmıştı.Salı ve cuma günü öğleden sonraları, muayenehanesine dolan yoksul yığınlarına parasız bakması da bir işe yaramıyordu. Dehşete düşmek için, hastalarıyla en basit ilacın parasını veremeyen halk yığınlarının sayısını karşılaştırması yetiyordu. Yardımseverlikte de durum aynıydı: Bir yoksula para vermek neye yarardı.? Nasılsa, yeryüzündeki yoksulların yüzdesinde hiçbir değişiklik olmuyordu. Dünyanın değişebilmesi için düzenin değişmesi gerekliydi. (Sayfa: 44-45)
*
Yalnızca sağduyunun, en basit sağduyunun her şeye yeniden egemen olacağına inanıyordu. Bazı sözcükler gerçek anlamına kavuşacak, bazı davranışlar başlangıçtaki ağırlığını kazanacaktı.
(..) Kimsenin yararlanmadığı kaynak bir türlü kurumaz. Oysa kaynaktan yararlanmak, yerinde bir davranıştır. Büyük bir soğuğun egemen olduğu toprağın derinliklerinde, demir, çelik, bakır, altın gibi madenler yatar. Günün birinde, bu madenlere ihtiyaç duyan insanlar, gelir ve onları karanlıktan kurtarırlar. (Sayfa: 45)
*Hangi yöntem - parti dememek için yöntem sözcüğünü kullanıyoruz- kişilerin değil de, toplumun gelişimine inanır, bizleri açlık, yoksulluk ve felaketten kurtarmaya çalışır, yüzyıllardan beri içimizi buran, zavallı balıkların sırtındaki sülükleri andıran alışkanlıklara saplanıp kalmak yerine ileri bir hayvan katına yükselmemizi ister.? (Sayfa: 46)
*
Düşünce paslanmadıkça aşk hep aşk kalacaktır. Aşkın değişkenleri gövdeleridir. Neyse ki gövdeler değişebilir, ama aşk, her yüzün, her çift saydam gözün ardında hep aynıdır. Özlem, bizi aşan, çevremizdeki duvarları, engelleri istemeyen, öteleri arzulayan bir şeyin özlemidir bu. Sesime karışan senin sesin, çift ses, hiçbir ses, çağların ötesinden gelen bir uyumla güneş kadar değişmez bir şeyi tekrarlayan, gerçekte sen ve ben olmasak da yine biziz aşk.
(..)
''Seni seviyorum'' diyordu ona, bu beceriksizce sözle yeryüzü, yürek boyutlarına ulaşan bir güzellik kazanıyordu. Ve yeniden, gençliğinin derinliklerine gömülü, solukluğu içinde esmer, yanında hissedeceği an'a kardar hep aynı, dinmek bilmeyen ''gelecek mi, gelmeyecek mi.?'' kuşkusu. Ve de ellerinin topraksı tadı. (Sayfa: 47)
*
..insanın söyleyecek şeyi olursa, konuşmak hiç güç değildi. Güç olan, söyleyecek şeyi olmayanların konuşmasıydı. (Sayfa: 49)

Menelaos Lundemis - Şimşekler Çakarken

Yunan edebiyatının önde gelen yazarlarından Menelaos Lundemis 1912'de İstanbul'da doğmuş, 1977'de küçük yaşta yerleştiği Atina'da ölmüştür. Yapıtlarında, genellikle roman ve öykülerinde köylülerin, ekicilerin, göçmenlerin sorunlarına değinir; özellikle sevgi, kardeşlik, uygarlık, bağımsızlık temalarını işler. 1938'de Atina'da yayınlanan ilk öykü kitabı, Devlet Ödülünü almıştır.
Alman işgali sırasında ''Ulusal Kurtuluş Cephesi''ne katılmış, işgalden sonra yazılarıyla, yapıtlarıyla egemen sınıflara karşı çıkmış, bu yüzden çeşitli baskılara uğramış, sonuçta Vrettakos, Riços, Teodorakis gibi devrimci yazar ve bestecilerin sürgün yeri olan ''Makronisos'' adasına sürülmüştür.
Sürgünde iken Nâzım Hikmet'in sürgünlere gönderdiği mektuptan duygulanmış, birçok dile çevrilen ''Nâzım'a Mektup'' başlıklı uzun şiiri yazmıştır. 1956'da yayınlanan bir romanı nedeniyle yargılanan ve mahkum olan yazar, 1958'de yurt dışına çıkmak zorunda kalmıştır. 1962'de Yunan Cuntası elinden vatandaşlık hakkını almış, 1976'da uzun süre yaşadığı Romanya'dan, bu kez Karamanlis Hükümeti'nin özel izniyle Yunan vatandaşı olarak ülkesine dönmüştür.
Yapıtları Polonya, Romanya, Bulgaristan, Çin, Vietnam gibi ülkelerde yayınlanmıştır.
''Şimşekler Çakarken'' piyesi ilk olarak, seksenli yıllarda, Üsküdar'da, İstanbul Devlet Opera ve Balesi mensuplarınca kurulan İstanbul Akademik Sanat Topluluğu'nda, Yüksel Özkök'ün yönetiminde sahneye konmuştur.
''Şimşekler Çakarken'', ünlü İspanyol viyolonselisti ''Pablo Casals''ın yaşamından bir kesittir.
Casals, İspanya'nın bağımsızlığı ve özgürlüğü için savaşım vermiş ve sanatını bu yolda bir silah gibi kullanmıştır.
Franco Diktatoryası'nın ülkeye egemen olmasıyla birlikte yurt dışına çıkan Casals, Prades'e yerleşerek bir sanat şenliği oluşturdu.
Çalgısını sürekli, bağımsızlık, özgürlük ve barış için çalmış, İspanya iç savaşından sonra bestelediği oratoryosu ile de bir barış simgesi olmuştur.
Menelaos Lundemis'in 19 romanı, 5 öykü kitabı, 6 şiir kitabı, 5 piyesi ve 3 deneme kitabı yayınlanmıştır. (Sayfa: 5-6)

Felsefe Tarihi 2, Hellenizmden Augustinus'a (Editörler: Umberto Eco - Riccardo Fedriga) (Çeviren: Leyla Tonguç Basmacı)

  HELLENİSTİK ÇAĞDA FELSEFE VE BİLİM * ''Klasik felsefenin Hellenistik döneminin genelde (Büyük İskender'in ölümünden tam olarak...